Haber

Yaşlılıkta bir tehlike: ‘Her şey yolunda!’ imajı…


Pek çok insan hayatının sonbaharında ya yalnız yaşıyor, ya huzurevinde hayatını sürdürüyor veya çocukları ile birlikte yaşamını idame ettiriyor. Türkiye ortanca yaşın arttığı bir ülke, yani her geçen yıl yaşlı bakımı daha fazla gündeme gelmekte. Senex Yaşlanma Çalışmaları Derneği’nin her ay yayınladığı ‘Yaşlılara yönelik şiddet ve ihlallerin izlenmesi’ araştırması da yaşlılara karşı sergilenen ayrımcı tutumların yükseldiğini gözler önüne seriyor.  Araştırmaya göre; Türkiye’de 2022 yılının ilk 7 ayında bin 210 yaşlı vatandaş (65 yaş ve üzeri), şiddet, istismar, ihmal, hak ihlali ve ayrımcılığa maruz kaldı. Sadece Temmuz ayında 175 vaka tespit edildi. Vakaların çoğunluğu İstanbul’da gerçekleşirken (16 vaka), sırasıyla Aydın (13 vaka), Sakarya (11 vaka), Antalya (9 vaka), Bursa-Kayseri (her biri 8’er vaka), Çorum-Denizli- Zonguldak (her biri 7’şer vaka) geliyor. Temmuz ayında Türkiye genelinde tespit edilen vakaların 56’sı düşme, kaza, boğulma, ihmal, kayıp, yangın, karbonmonoksit zehirlenmesi gibi doğal olmayan yollarla ve ihmal sonucu gerçekleşen ölümlerden oluşuyor. Ayrıca 25 vaka şüpheli ölüm olarak sınıflandırılıyor. Ayrıca, Temmuz ayında 13 kayıp vakası yaşandığı belirtildi. İstismardan en fazla etkilenen kesimin neredeyse tamamının yoksul yaşlılardan oluşması rapordaki çarpıcı ayrıntılardan.  Türkiye’de yaşlılara yönelik ayrımcı tutum son dönemde arttı mı? Yaşlıların kayıp vakalarında ailelerin aldığı göze çarpan önlemler var mı? Kaybolan bir yaşlı polise kayıp ihbarı yapıldıktan ortalama ne kadar süre sonra ortaya çıkıyor? Yaşlı bakım ihmallerinde ekonomik durumun etkisi nedir? Yaşlılar yapılan ihmali gizliyor mu? Yaşlılık Platformu Başkanı Prof. Dr. Oya Hazer, çocuklu ailelerde yaşlı anne veya babanın sorumluluğunu ağırlıklı olarak yaşlının kızı ve gelinlerinin aldığını belirterek, “Eğer yaşlı vatandaşın geliri varsa, burada gelir bazında bakmak isteyen çok insan olabiliyor” diyor. Yaşlı insanların kendilerine uygulanan istismarı saklayabildiklerini de belirten Hazer, “Eğer söylersem bana bakmazlar’ korkusu yaşıyor. Hiçbir şey olmamış gibi hareket ediyor. Şiddetlerin içerisinde en çok görüleni de ‘Seni huzur evine gönderirim’ oluyor. Çünkü yaşlı vatandaş, ‘En azından iyi veya kötü bakıyorlar’ diyor” şeklinde konuştu. Yaşlı vatandaşın ihmale ve istismara kızdığını ancak dile getiremediğini belirten Hazer, “İş fiziksel şiddete döndüğü zaman yüzde, kolda morluk, çok zayıflama (yemek verilmemesi) ihmal ve istismarı uzmanları tarafından anlaşılabiliyor” dedi. Dr. Habibe Gülsüm Müftüler yazdığı “Modern Toplumda Yaş ve Yaşlı Ayrımcılığı” isimli makalesinde yaşlılara yönelik şiddet, ihmal ve istismarın genelde aile üyeleri veya bakıcılar tarafından gerçekleştirildiğini söylüyor. Dr. Habibe Gülsüm Müftüler yazdığı “Modern Toplumda Yaş ve Yaşlı Ayrımcılığı” isimli makalesinde yaşlılara yönelik şiddet, ihmal ve istismarın genelde aile üyeleri veya bakıcılar tarafından gerçekleştirildiğini söylüyor. Müftüler, yaşlıların şiddet, ihmal ve suistimal kurbanı olduğunu, fakat ailelerin suçlanma korkusundan, yaşlıların da başkasına bağımlı olduklarından gerçeği gizlediğini ve çevreye ‘Her şey yolunda!’ imajı verdiğini dile getiriyor. Müftüler, “Çevredeki kişiler ve komşular da şiddetten haberdar olsalar da, bu durum resmi kurumlara pek bildirilmiyor” diyor. Yaşlı istismarının görülmemesi ve rapor edilmemesi halinde bu durumun sürdüğünü söyleyen Müftüler, şöyle devam ediyor: “Çünkü yaşlı kişi bu durumdan utanmakta ve başkalarıyla sosyal ilişkilerini kesmekte. Oysa etraftaki kişilerin ve sağlık personelinin dikkatiyle, yaşlı ihmali ve istismarı önlenebilir.” 65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Prof. Dr. Rümeyza Kazancıoğlu, Türkiye’de yaşlı bakımlarının çoğunlukla aile içinde yürütüldüğünü belirterek, “Artan ekonomik zorluklar yaşlı bireyleri tercih etseler de etmeseler de, aile fertlerinden bir ya da birkaçının evinde yaşamaya mecbur kalmalarına neden olmuştur” diyor. Türkiye’de güçlü aile yapısının ve geleneksel değerlerin, aile içinde ve dışında yaşlıları koruduğu varsayımının önemli ölçüde doğru olduğunu aktaran Kazancıoğlu, “Ancak hızlı ve kuralsız kentleşme, ekonomik zorluklar, aile bağlarının zayıflaması gibi dinamikler bu ‘doğal’ koruma kalkanını ciddi ölçüde zorluyor. Yaşlılara yönelik, zaman zaman ölümle sonuçlanan şiddet olaylarının arttığı, hatta zayıf ve korumasız addedilen yaşlıların aile içi şiddet ve suistimale uğradığı görülüyor” dedi. Kazancıoğlu, “Yaşlı kayıplarının yüzde 95’i bulunuyor. Ancak bulunma saat aralığı her olayda farklı, birkaç saatte, bir günde veya daha uzun sürede bulunanlar var” diyor.
Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu