Haber

Kraliçe arılar yaşlanmamayı buldu! ‘Kraliçeler gibi’ nasıl yaşıyorlar?


Bilindiği üzere küçük hayvanlar genelde uzun yaşamazlar. Sürekli olarak kendinden daha büyük bir hayvana yem olma tehlikesi içinde olduklarından geni aktarmanın en iyi yolu hızlıca çoğalabilmekten geçiyor. Bu sebeple de böceklerin ortalama ömrü aylar, haftalar hatta günlerle ölçülüyor… Bunun tam aksine filler ve insanlar ömürleri boyunca sayılı miktarda çocuk yetiştirebiliyor ve bunun sonucunda bedenleri on yıllar boyunca hayatta kalabiliyor. Söz konusu zıt model o kadar yaygın biçimde kabul görmüştür ki üreme ve yetiştirmenin her ikisinin de inanılmaz derecede maliyetli olması nedeniyle hayvanların aynı anda ikisini birden maksimize edemeyeceği düşünülür. Dolayısıyla bir birey çok sayıda yavru üretmek için ne kadar çok enerji ve besin harcarsa, muhtemelen o kadar hızlı yaşlanacak ve ömrü o kadar kısa olacaktır. KRALİÇELER GİBİ… Bu her zaman geçerli değil elbette. Termitler, karıncalar, arılar ve yaban arıları gibi sosyal böceklerde kraliçeler unvanlarının hakkını vererek yaşamanın bir yolunu bulmuş gibi… Birçok kolonide her gün yüzlerce yumurta bırakan kraliçeler yıllarca, hatta on yıllarca hayatta kalmayı başarabilirken hayatlarında tek bir yumurta dahi bırakamayan işçiler birkaç ay sonra ölürler. Görünüşe göre bu türler, diğer hayvanları uzun ömür ve çok sayıda yavru arasında seçim yapmaya zorlayan kısıtlamalardan en azından bazılarının kaçmasına izin veren bir yol bulmuş! Uluslararası bir biyolog ekibi, bu canlıların bunu nasıl başardığını incelemek için yola çıktı. Projenin ilk sonuçları ipuçları sunmaya başladı. Genetik kod farklılıkları, kraliçelerin dişi işçilere kıyasla olağandışı uzun ömürlülüğünü açıklayamıyor. Zira tüm dişi işçiler teknik olarak kraliçenin kızları ve çoğu durumda, bu kızlardan herhangi biri, larva olduklarında uygun “kraliyet üyesi” muamelesi görselerdi, büyüyüp kraliçe olabilirlerdi. Aslında bu yakın genetik akrabalık, işçilerin hayatlarını kraliçeye ve onun yavrularına bakmaya, koloninin yuvasını muhafaza etmeye ve korumaya ve yiyecek aramaya adamalarının onlara mantıklı gelmesinin de nedeni… Meyve sineği (Drosophila melanogaster) Fotoğraf: Shutterstock Kraliçeyi güvende tutarak ve ona yıllarca yumurta üretmesi için ihtiyaç duyduğu bol kaynağı sağlayarak, her işçi kendi genlerinin yayılmasına yardımcı olur. Ve kraliçe, bir kolonide yumurtlayan tek kişi olduğu için, kraliçesi uzun süre yaşayan kolonilerin daha büyük olması ve yeni alt yuvalar başlatmak için daha fazla genç kraliçeye daha fazla erkek göndermesi muhtemeldir. Başka bir deyişle, birçok bilim insanı, gecikmiş yaşlanmayı geliştirerek kraliçeyi mümkün olduğunca uzun süre canlı tutmanın güçlü bir seçici baskı gerektirdiğini düşünüyor. AMA BUNU NASIL BAŞARABİLDİLER? Cevap adaptasyonda olabilir… Bazı türler koşullara bağlı olarak tercihlerini değiştirebiliyor. Meyve sineği Drosophila melanogaster, kısıtlı bir diyetle beslendiğinde, ömrünü önemli ölçüde uzatabiliyor ancak daha az yumurta üretiyor. Gen ağı, yiyecek kıt olduğunda hayvanın ömrünü uzatan doku onarımı gibi süreçlere yatırım yaparken üremeyi geciktiren sinyaller iletiyor ve canlının daha iyi günler için beklemesini sağlıyor. Bilim insanları bu algılama ağında bazı anahtar genlerle oynandığında sineklerin yaşam sürelerinin uzayabildiğini gösteriyor. Bu çalışma da aslında yaşlanma hızının sabit olmadığını ortaya koyuyor. Uygulanan tamamen kaynak yönetimine dair sağlam bir strateji… Çalışmayı yapan evrim biyoloğu Prof. Thomas Flatt “Yaşlanma mekanizmalarından bahsettiğimizde, genellikle işlerin nasıl bozulduğunu konuşuruz. Sıklıkla yaşlanmanın diğer yüzünü unuturuz: Bozulmayı yavaşlatan kilit mekanizmalar” diyor. Kraliçelerde yaşlanmayı incelemek zordur, çünkü yaşlanmaları genellikle on yıllar alır. Bunu aşmak için, araştırmacılar kraliçeyi çıkarabilir ve böylece bazı işçiler kendi yumurtalarını üretmeye başlar. Bu, işçileri tam olarak kraliçelere dönüştürmez, ancak deneyler, uzun ömürlü kraliçelerin sahip olduklarına benzer sağlık faydaları elde ettiklerini gösteriyor. ÖLÜMCÜL ENFEKSİYONLARA KARŞI DİRENÇ Kuzey Carolina Greensboro Üniversitesi’nde 2021’de yayınlanan bir araştırmada ve benzer başka çalışmalarda yumurtalıklarını yeniden aktive eden işçi arıların, ölümcül enfeksiyonlara neden olabilecek bir virüse karşı daha dirençli olduğu sonucuna varıldı. Termitlerde ise fark daha belirgin. Tamamen kısır olan bazı işçiler birkaç yıl, kral ve kraliçeler ise 10 yılı aşkın bir müddet hayatta kalıyor. Almanya’daki Freiburg Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Judith Korb, “Ömür ve üreme arasındaki ödünleşim insanların düşündüğünden çok daha esnek. Türler, kendi sosyal ve doğal ortamlarına bağlı olarak farklı çözümler geliştirdiler” ifadelerini kullanıyor. metin.aktasoglu@haberglobal.com.tr  *Bu haberdeki bilgilerin büyük bir çoğunluğu The Atlantic’te “How Can Something So Small Live So Long?” başlığıyla yayınlanan makaleden derlenmiştir.
Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu