Haber

Kitapları 15 saniye ‘hikayelere’ mi kurban ediyoruz?


Kitle iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte görsel kültür, yazılı kültürün önüne geçti. Peki, sosyal medyanın artan etkisi ve ’15 saniyelik’ hikayeler, kitap okuma alışkanlığımızı dönüştürüyor olabilir mi?  Uzmanlara göre kitap okuma kültürü bir dönüşümden geçiyor. Bunun da ardında büyük ölçüde odaklanma sorunu olduğu ifade ediliyor. ‘BAŞLADIKLARI KİTAPLARI BİTİREMEZLER’ Psikiyatri uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Evren, insanların eskisine göre daha az kitap okumasının veya okudukları bir kitabı yarım bırakmasının sebebini ‘odaklanma sorununa’ bağlıyor. Evren’e göre; odaklanma sorunu olan kişiler başladıkları kitapları bitiremezler, sayfalarca okudukları kısmı da hatırlamayabilirler. Kitap okumaya odaklanamayan bu kişiler, internet kullanımı ve oyun oynama sırasında aşırı odaklanabilirler. Kronik yorgunluk ve uykusuzluk gibi sorunlar yaşayan kişiler için internet kullanımının, video oyunu oynamanın ve sosyal medyanın uygun olmayan bir baş etme yöntemi olduğunu söyleyen Evren, “Yani potansiyel olarak bağımlılık oluşturabilecek bu davranışlar, kitap okumanın azalması ile hem doğrudan, hem de olumsuz duygular üzerinden ilişkili görünmekte” ifadelerini kullandı.  Kitap okuma alışkanlığı önce ailede ediniliyor. Kaynak: Shutterstock ‘EVDE KİTAP OKUNMUYORSA BU ALIŞKANLIĞI EDİNMEK ZOR’ Ebeveynleri kitap okumayan ergenlerin kitap okuma alışkanlığı edinmesinin pek beklenemeyeceğini vurgulayan Evren, okullardaki eğitimin de kitap okuma alışkanlığı edinilmesini sağlayamadığını belirtiyor. Evren, “Bir kitap okuması istenilen genç, kitabı okumak yerine internetten kitabın güzel bir özetini bulabiliyor ya da mümkünse filmini seyredebiliyor. Artık resimli romanların bile filmleri çekilmekte. Tüm bunlara internetten kolaylıkla ulaşılabiliyor.” diyor. Evren bir davranışın devam etmesi için o davranışın ya rahatlatması ya da keyif vermesi gerektiğine dikkat çekerek, internet kullanımının, video oyunu oynamanın ve özellikle sosyal medyanın bazıları için çok daha fazla cezbedici olabildiğini ifade ediyor. “İnsanların okuyup okumadıkları bile belli olmayan kitapları ya da bu kitaplardan alıntıladıkları sözleri sosyal medyada paylaşmaktan ve bu paylaşımların beğenilmesinden haz sağladıkları aşikar.” diyen Evren, ayrıca kişilerin istediği konunun özet haline hem yazılı, hem de görsel olarak hızla ulaşabildiğini kaydediyor. Evren, özetin odaklanma sorunu yaşayanlar için bulunmaz bir nimet olduğuna vurgu yaparak, tüm bunların kişiye kitap okumaktan çok daha fazla keyif verebileceğini aktarıyor. ‘YENİ BİR KİTAP OKUMA ALIŞKANLIĞI DOĞDU’ Doğan Kitap Genel Yayın Yönetmeni Cem Erciyes ise, yeni bir kitap okuma alışkanlığı doğduğunu belirtiyor. “Hepimiz yeni bir insana dönüştük. Bir gözümünüz sosyal medyada, bir gözümüz kitapta okuyoruz.” diyen Cem Erciyes, bu durumun kabullenilmesi gerektiğinin önemine vurgu yapıyor. “Sosyal medyanın bizi aptallaştırdığını düşünmüyorum, sadece odak süremizi kısaltıyor” diye konuşan Erciyes, bunun da yeni bir algılama biçimi olduğuna işaret ediyor. Erciyes, artık herkesin sosyal medya kullanıcısı olduğunu ve kitap okumaya ayırdığımız zamanın azaldığına vurgu yapıyor. “Eskisi gibi bir saat, iki saat kitap okumuyoruz. Çeşitli uyarıcılar kitap okuma alışkanlığımızı değiştirdi” diyen Erciyes, günümüzde insanların eskisine göre daha ince kitapları daha uzun sürelerde okuduğuna dikkat çekiyor. Erciyes, ince kitapların sıkça basılmaya başladığının altını çiziyor. Bir yayıncı olarak kendisinin de zaman zaman kitaba odaklanma problemi yaşadığını aktaran Cem Erciyes, “Sosyal medya değil, asıl dijital platformlar bizden zaman talep ediyor. Kitap okurlarını onlar ‘çalıyor”. diyor. Erciyes, okumanın önündeki en büyük engelin dijital platformlar olduğunu ifade ediyor. Kitaba ayrılan zamanın azalması okuma alışkanlığımızı dönüştürüyor olabilir. Kaynak: Shutterstock BİR DİĞER MESELE DE ‘KİTAP İSTİFÇİLİĞİ’ Öte yandan, “tsundoku” olarak da bilinen kitap istifçiliği durumu da söz konusu. Tsundoku’nun kitap okuyamama durumundan farklı olduğunu kaydeden Cüneyt Evren, kitap istifçiliğinin genel istifçilik kapsamında değerlendirildiğine dikkat çekiyor. Evren’e göre, istifleme bozukluğu olarak da bilinen kompulsif istifleme, psikiyatrik tanı sistemleri tarafından da klinik olarak tanınan bir ruh sağlığı sorunu. Evren, istifçilik belirtilerinin, belirgin bir sıkıntıya ya da kişisel, ailevi, toplumsal, eğitimsel, mesleki ya da diğer önemli işlevsellik alanlarında önemli ölçüde bozulmaya neden olduğunu dile getirdi.
Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu