Haber

Gelecekte bizi beslemesi beklenen 5 ürün!


Bilim insanları tarih boyunca 6 binin üzerinde bitki türünün tarımının yapıldığını düşünüyor. Günümüzde ise pirinç, buğday ve mısır neredeyse dünyanın aldığı tüm kalorinin yarısını oluşturuyor. Bu kadar az sayıda ekine yaslanmak, tarımı zararlılara, bitki kaynaklı hastalıklara ve monokültürde gelişen toprak erezyonuna karşı savunmasız bir hale getirmekte. Aynı zamanda bu durum diğer mahsullerin kuraklıktan ve doğal afetlerden sağ çıkma direncini de kaybetmesine de neden oluyor. ‘MONOKÜLTÜR’ KAVRAMI NEDİR? Belirli bir bitki türünün bir bölgede çok yaygın olarak uzun yıllar boyunca yetiştirilmesine dayanan bir tarımsal yöntem şeklinde ifade edilebilecek monokültür, endüstriyel tarımda sıklıkla kullanılmakta ve kısıtlı işgücüne sahip bölgelerde yüksek hasat oranına ulaşmasına yardımcı olmakta. Bu açıdan bakıldığında faydalı olarak görünen monokültürün, uzun vadede çeşitlilik isteyen ekolojik dengeye zarar verdiği ise karşı argümanlar arasında öne çıkıyor. İklim değişikliğinin her geçen gün daha belirgin bir şekilde görülen etkileri de çiftçileri yeni yollar aramaya itiyor. Aranan “yeni” yollar arasında ise “eski” mahsülleri yeniden keşfetmek öne çıkmakta. Utopian Seed Project adlı tohum projesinin kurucusu Chris Smith elzem hale gelen değişikliği şöyle özetliyor: “İstatistikleri duyuyorsunuz ‘Türlerin yüzde 90’ını kaybettik’ diye. Yakın zamanda en çok üzülmemiz gereken şey, bu çeşitliliği kaybetmek değil ne kaybettiğimizden bihaber olmak.” Peki pirinç, buğday ve mısırın ötesinde dünyanın dört bir yanında yer alan ve çiftçilerin umutla yetiştirdiği dünyayı besleyebilecek beş bitki hangileri? Amarant “solmayan çiçek” anlamı da taşımakta. Fotoğraf: Shutterstock AMARANT Son dönemde market raflarında nadiren de olsa rastlanabilen bu bitki, kinoadan sonra en fazla protein içeren tahıl olarak da biliniyor. Yapraktan tohuma tamamı yenebilen bu bitki, Afrika ve Asya’da uzun zamandır yeniyor. İyi bir vitamin kaynağı olan ve antioksidan özelliği de bulunan amarantın ihtiva ettiği protein dokuz temel amino asidin tamamını içermekte. Amerika kıtasına çıkan İspanyol sömürgeciler Azteklere ve Mayalara amarant yetiştirmeyi yasaklasa da bitki yabani olarak yetişmeye devam etti ve birçok çiftçi de tohumları kurtarmayı başardı. Amarant bu özelliğiyle “kolonizasyonu yenen bitki” olarak da biliniyor. Afrika’da oldukça önemli bir tahıl olan fonio kendiliğinden glutensiz. Fotoğraf: Shutterstock FONIO Daha çok Batı Afrika’da tüketilen ve “aç pirinç” olarak da bilinen fonio bir “süper tahıl” olarak tanımlanmakta. Kendiliğinden glutensiz olan fonio, Afrika’nın en eski tahılı olarak da biliniyor. Glutensiz olmasının yanında düşük glisemik indeksli olan ve diyabet hastaları için çok iyi bir amino asit kaynağı olan fonioyu “süper” kılan en önemli özelliği ise kuraklığa dayanıklılığı ve fakir topraklarda yetişme yeteneği. Bu fonioyu su sıkıntısı çeken bölgelerde öne çıkan bir ürün yapıyor. Baklagillerden börülce, Türk mutfağında da yer alan bir besin. Fotoğraf: Shutterstock  BÖRÜLCE Bizim de aşina olduğumuz börülcenin ekseriyetle tohumu tüketiliyor ancak bu bitkinin yaprakları ve kabukları da iyi bir protein kaynağı. Kuraklığa oldukça dayanıklı olan börülce Batı Afrika için oldukça önemli. Nijerya dünyanın en büyük börülce üreticisi olarak öne çıkıyor. ABD’de 1940’larda, çoğunlukla hayvan beslemek için, 5 milyon dönümden fazla börülce yetiştiriliyordu. Gölevez, patatese bir alternatif olarak düşünülüyor. Fotoğraf: Shutterstock GÖLEVEZ (TARO) Güney Hindistan ve Güney Doğu Asya’da sık yetişen taro veya bizdeki adıyla gölevez, patates ve turp gibi besinleri andırmakta. Türkiye’de de az miktarda Akdeniz bölgesinde yetişen gölevezin besleyiciliği ve iyi bir alternatif olarak görülmesi sayesinde, üzerinde  özel olarak çalışılıyor. Utopian Seed Project’in kurucusu Smith ve ekibi daha serin iklimlerde yetişebilen gölevez üretebilirse söz konusu besinin Kuzey Yarımküre’ye daha fazla hitap etmesi bekleniyor. Dünya tarihinde tarımı yapılan ilk yiyecekler arasında yer alan gölevez, patatesle hemen hemen aynı kullanım alanına sahip. Kernza, Buğday çimi olarak da bilinen kernza, yakın zaman önce ticari kullanım için ıslah edilmiş bir ürün. Fotoğraf: The Land Institute  KERNZA Buğday çimi olarak da bilinen kernza, 1980’lerde tarım üretiminin çevresel etkilerini en aza indirmek için ABD’de, Rodale Enstitüsü tarafından keşfedildi. Özellikle iklim değişikliğine karşı ayakta kalması için üretilen ve 2019’da Kansas merkezli The Land Institute tarafından ticari kullanım için ıslah edilen bu ürün, şimdilik ABD’nin Minnesota, Kansas ve Montana eyaletlerinde yaklaşık 4 bin dönümlük bir arazide yetiştiriliyor. *Bu haberdeki bilgilerin önemli bir kısmı The Guardian’da “Diet for a hotter climate: five plants that could help feed the world” başlığıyla yayınlanan makaleden derlenmiştir.
Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu