Haber

Evlatlık verdiği kızıyla 80 yıl sonra ilk kez buluştu! Ölüm belgesini ararken…


Gerda Cole doğumdan hemen sonra ismini koyduğu kızı hakkında çok az şey biliyordu. Kendisi 98 yaşında olan Gerda Cole, “Sonya” adını verdiği kızının hayatta olup olmadığından bile habersizdi. 1942’de henüz 18 yaşındayken yeni doğan kızını İngiltere’de yaşayan bir Alman çifte evlatlık vermek zorunda kalmıştı. Önce Avusturya’dan sonra Nazilerden kaçmayı başarmıştı ve İngiltere’de bir Yahudi mülteci olarak yaşıyordu… “Onun için en adil olan sonuç buydu” diyor Gerda ve o dönem tek başına bir çocuk yetiştirmesinin imkansız olduğunu aktarıyor. Tek çocuktu ve ve annesi İkinci Dünya Savaşı’ndan sağ çıkmayı başarsa da babası Naziler tarafından öldürülmüştü. Genç bir mülteci olarak Gerda Cole’un parası ve ucundan tutabileceği bir işi yoktu. Yeni ülkesine adapte olmaya çalışıyordu. Kızının hak ettiği hayatı ona sunamayacağını düşünüyordu. Bunun imkanı yoktu: “Çok zordu. Daha iyi bir durumda olsaydım elbette kızımı büyütmeye çalışırdım.” 1990’dan beri Toronto’da bir huzurevinde yaşamını sürdüren Gerda Cole, yıllar boyu kızının nasıl bir hayat sürdürdüğünü merak etti ancak kızına bakmayı kabul eden aileyle bir anlaşma yapmışlardı; kızıyla hiçbir şekilde iletişime geçmeyecekti. Gerda ayrıca Sonya’nın hayatına olumsuz etki etmekten de çekiniyordu. Belki de Sonya onu görmek bile istemeyecekti… Toronto’daki Revera adlı huzurevinde Gerda Cole için büyük bir doğum günü partisi düzenlendi. Fotoğraf: Revera Inc. 80 YIL SONRA KANADA’DA… Perde 80 yıl sonra da olsa aralandı. Sonya elbette onu görmek istiyordu. 80 yaşındaki Sonya Grist, annesinin doğum gününde İngiltere’den Toronto’ya seyahat etti. Birbirlerini gördükleri anda hemen bağlandılar. İkisi de bu bağın altını çiziyordu. Aynı zamanda Gerda Cole, kader bu ya, daha sonraki evliliklerinde çocuk sahibi olmayı çok istese de Sonya’dan sonra hiç çocuk sahibi olamadı. Aylar süren ve mutluluk gözyaşlarıyla süslenen sürpriz organizasyonun temelleri aslında yaklaşık bir sene önce atılmıştı. Sonya Grist’in oğlu Stephen Grist, İngiltere’den ayrılıp AB vatandaşlığı alabilmek için Avusturya köklerine ulaşmaya çalışıyordu. Sıradan bir bürokrasi işi olarak gördüğü tarama süreci köklerine ilişkin detaylara indikçe ilginç bir hal almaya başladı. İkinci Dünya Savaşı’nda İngiltere sınırlı sayıda Yahudi mülteci almaktaydı. Gerda Cole, Kindertransport adı verilen ve Almanya’nın işgal ettiği bölgelerde yaşayan Yahudi çocukların ilticasını sağlamaya yönelik planın parçası olarak 1939’da İngiltere’ye gelmişti. ÖLÜM BELGESİNİ ARARKEN… Gerda’nın 55 yaşındaki torunu Stephen Grist, “Her gece o tavşan deliğine giriyor ve olağanüstü detaylar keşfediyordum” diye anlatıyor. Ancak Avusturya makamlarına iletmek üzere asıl aradığı şey Gerda’nın ölüm sertifikasıydı. Araştırmalarının sonunda Facebook’ta Gerda’nın üçüncü evliliğinden olan üvey oğluna ulaştı. Kendisini tanıttı ve ölüm belgesini sordu. Aldığı cevap, “Ölüm belgesini bulamazsın çünkü o hala yaşıyor” şeklindeydi. Stephen şoke olmuştu. “Onun hayatta olabileceğini hiç düşünmemiştim” diyor ve annesine bunu söylemek için bir süre beklediğini ifade ediyor. Doğru zaman gelince bu bilgiyi öğrenen Sonya, “İlk tepkim hemen onu gidip görmek istemekti” diyor. Sonya biyolojik annesiyle tanışmak için can atıyordu ancak Gerda’nın ve üvey çocuklarının çekinceleri vardı. Derininde böylesi bir ıstırap yatan buluşmayı Gerda kaldırabilecek miydi? Biraz zaman alsa da Gerda için kızıyla tanışacak olmanın heyecanı geçmişten gelen üzüntüsünü bastırır hale geldi. Gerda Cole, “Çok fazla hata yaptım ama yine de beni aradı ve görmeye geldi. İnanılmaz” derken Sonya ise duygularını “Beni neden bırakmak zorunda kaldığını tamamen anlıyorum. Kötü düşünceler beslemiyor, kin taşımıyorum” şeklinde aktarıyordu. ‘MİDEM DÜĞÜMLENDİ…’ Huzurevi Gerda’nın doğum günü ve heyecan verici buluşma için büyük bir parti düzenlerken Sonya titrediğini anımsadığı karşılaşma anını “Midem düğümlendi. Benim için bir şok anıydı… Onu kucakladığım anda o bağı hissettim. Hala dünyaya inebilmiş değilim” diye anlatıyor. Gerda ise mutluluk gözyaşları içinde “O benden bir parça… Kızımı yeniden görebilmek kesinlikle başıma gelen en iyi şey” diyor ve geri kalan ömründe kızını mümkün olduğu kadar çok görmek istediğini söylüyor: “Bu noktada birlikte olmaktan daha çok istediğim bir şey yok.” *Bu haberdeki bilgilerin büyük bir kısmı The Washington Post’ta “A Jewish teen put her baby up for adoption in WWII. They just reunited” başlıklı makaleden derlenmiştir.
Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu