Haber

Atlar ne zaman evcilleştirildi?


Taşımacılıktan seyahate, tarımdan savaşlara kadar pek çok alanda yüzyıllar boyunca kullanılan atlar gerçekten uygarlığın temel taşlarından biri oldu. Taş devrinden bu yana atlar sanatta ve sporda da kullanıldı. Taş devrinde mağara resimlerinde de günümüz Hollywood yapımlarında da at ön planda bir figür. Bugün, Avusturya’nın Lipizzan atlarından İngiliz Clydesdale atlarına kadar yüzlerce farklı at ırkı var. Farklılıklarına rağmen, bu hayvanların tümü Latince ismi olan “Equus caballus” olarak adlandırılıyor. Modern at ailesine eşekler, zebralar ve Orta Asya’nın vahşi Przewalski atları dahil edilirken bazı bilim insanları vahşi atları “Equus ferus” olarak adlandırmayı tercih ediyor. Tarih öncesindeki vahşi atların soyundan gelen Przewalski atlarının günümüzde soyları tükenmek üzere. Kaynak: Shutterstock Peki atla insanın ilişkisi tam olarak ve ne zaman başladı? Atların evcilleştirilmesi nasıl oldu? Bilim insanları uzun süredir bu sorunun cevabını bulmak için araştırmalarını sürdürüyorlardı. Ancak yakın zamana kadar bu soruların cevabı adeta bir kara kutuydu. Çünkü vahşi ve evcil atların kemikleri birbirinden ayırt edilemiyordu. Ancak bilim adamları, 2010 yılında Neandertal DNA’sı (soyu tükenmiş bir insan türü) üzerine yapılan önemli bir çalışmada kullanılan yaklaşımın aynısını uygulayarak, “Equus caballus”un tarihi hakkında çok şey öğrendiler. Asya ve Kuzey Amerika arasındaki Bering Boğazı boyunca eski vahşi atların genlerini taşıyan kanıtlara ulaştılar ve atların şaşırtıcı tarihini ortaya çıkardılar. 250’den fazla at DNA’sını inceleyen bilim insanları 2021’in sonlarına doğru analiz raporunu yayınladılar. Nebraska-Lincoln Üniversitesi’nde hayvan genetiği üzerine çalışan Jessica Petersen, “Atların gerçekte nereden geldiğine dair yapbozda bu büyük parçanın doldurulması harika” diyor. Ancak, evcilleştirme sürecinin karmaşık bir dizi olay olduğunu ve daha karmaşık ayrıntıları ortaya çıkarmanın zor olacağını da ekliyor. ATLAR EN SON EVCİLLEŞTİRİLEN TÜRLERDEN  Atların tarihi 50 milyon yıl öncesine kadar gidiyor. Ancak günümüzdeki görünüşleriyle modern atların yaklaşık 5 milyon yıl önce Kuzey Amerika’da ortaya çıktığı tahmin ediyor. 12 bin yıl önce Asya ve Amerika’yı bağlayan kara parçası Bering Kıstağı (Deniz içinde iki adet kara parçasını birbirine bağlayan dar kara parçası) sulara gömülünceye kadar atların Kuzey Amerika ve Asya arasında gidip geldiği tahmin ediliyor. Kıstak sular altında kalınca Kuzey Amerika’daki atların soyu, mamut ve dev kunduz gibi hayvanlarla beraber yok oldu. Atlar, sanılanın aksine ahırlara geç eklenen bir tür. Köpekler 15.000 yıl önce evcilleştirildi; koyun ve sığır yaklaşık 8.000 ila 11.000 yıl önce. Ancak arkeolojik kayıtlarda yaklaşık 5500 yıl öncesine kadar atın evcilleştirilmesine dair net kanıtlar görünmüyor. Fransa’daki Toulouse Üniversitesi’nde moleküler arkeolog olan Ludovic Orlando, günümüz İspanya ve Portekiz’ini içeren yarımada olan İberya’nın atların tarihini anlamak için umut verici göründüğünü çünkü atların son 50.000 yıldır bölgede sürekli olarak insanlarla beraber yaşadığını söylüyor. Bölgedeki mağara resimleri de bunu kanıtlar nitelikte.   Atların evcilleştirme tarihini anlamak için diğer aday ise Doğu Avrupa’nın Hazar Denizi çevresindeki yerler. Arkeologlar burada diğer evcil hayvanlarla birlikte at kalıntılarının ortaya çıktığını fark ettiler. Yaklaşık 6.000 yıl önce insan mezarları, at başlarıyla süslenmiş topuzları içeriyordu. Birçok at evcilleştirme araştırmacısını büyüleyen bir arkeolojik alan, günümüz Kazakistan’ında, Hazar Denizi’nin yaklaşık 1200 km kuzeydoğusundaki Botai’deki MÖ 3500’de kurulan yerleşim yeriydi. Burada çiftlerle çevrilmiş bir alan ve içinde atlara dair kanıtlar ortaya çıkarıldı. Burada bulunan kanıtlar bölge halkının ana besin kaynağının atlar olduğunu gösteriyordu. Ayrıca atların sürüleri korumak için kullanıldığı da tahmin ediliyor.  Kazakistan’daki Botai bölgesi atların evcilleştirilmiş olabileceği yerlerden biri olarak gösteriliyor. Kaynak: Shutterstock  Ancak bu yerlerin hiçbiri atların evcilleştirildiğine dair yeterli kanıtlar sunmuyordu. İspanya ya da Sibirya da at ile insan ilişkisi ortaya koyuluyordu ancak atların eyer altına girdiğini gösteren buluntular sunmuyorlardı. Yeterli kanıtlar yine Hazar Denizi’nin kuzeyinde (Günümüzde Rusya’nın Çelyabinsk şehri bölgesi) Sintashta kavmine ait kalıntılarda ortaya çıktı. Günümüzden yaklaşık 4000 yıl önce yaşayan bu halkın atları kullanarak seyahat ettiklerine dair arkeolojik kanıtlar (At arabası gibi) bulundu. Bu bölge insanının Avrupa’ya atlarla seyahat ettikleri ya da bu atları diğer kabilelerle çatışmalarda kullandıkları tahmin ediliyor.Antropolog David W. Anthony, 2007 tarihli The Horse, the Wheel ve Language adlı kitabında, bu bölgedeki bozkır insanlarının atlarını yük taşımak ve savaş arabasının telli tekerleği icat ettiğini öne sürdü. Atlar ile bozkır kültürünü unsurlarının ve Proto-Hint-Avrupa dilinin yayılmasına yardımcı olduğunu ifade etti.  *Yukarıdaki derlemede yer alan bilgilerin tamamı The Atlantic’te Amber Dance imzasıyla yayımlanan ‘Man’s other best friend’ isimli makaleden alınmıştır.   
Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu