Haber

20’lerde mi 30’larda mı evlenmeli? ‘Ayrılıkta da tecrübeliler…’


Batı’da evliliğe dair yaygın anlayış, gençlerin 20’li yaşlarında profesyonel hayatlarının temellerini atıp, kariyerlerini geliştirmeleri ve sonra 30’larında ailelerini kurmaları üzerine kurulu. Son yıllarda özellikle eğitimli kadınlar, kariyerlerini geliştirme arzuları ve bir aile kurma baskısı arasında kalıyor. Gençlerin 20’li yaşlarında kariyerlerini ve bağımsız kişiliklerini kurmakla meşgul olup, daha olgun yaşlarında evlenmeleri Batı’da mutlu evliliğin sırrı olarak ifade ediliyor. Virginia Üniversitesi Aile Çalışmaları Enstitüsü’nden Brad Wilcox ve Demografik İzleme isimli araştırma şirketinden Lyman Stone tarafından ortaklaşa yazılan makalede, uygun eşi bulmak ve iyi tercihler yapmak için insanların daha olgun oldukları 30’lu yaşlarına kadar beklediği vurgulanıyor. ABD’de ortalama evlilik yaşının kadınlarda 29, erkeklerde ise 30 olduğunun aktarıldığı makalede, üniversite mezunları arasında bu ortalamanın arttığına işaret ediliyor.  ‘EVLİLİK İÇİN BEKLEMEK DEZAVANTAJA DÖNÜŞEBİLİYOR’ Fakat ikilinin yürüttüğü araştırma, bu konuda tam tersi bulgular ortaya koyuyor. Wilcox ve Stone, ABD Aile Büyümesi Ulusal Araştırmaları verilerini incelemiş ve 50 binden fazla kadının evliliklerini mercek altına almış. Araştırmaya göre, 30’undan önce evlenen ve evlilik öncesinde sevgilisiyle aynı evi paylaşmayan kadınların evlilikleri görece az riskler barındırıyor. Araştırma, direkt evlilik kararı alıp sevgilileriyle aile kuran 22-30 yaş arasındaki kadınlarda boşanma oranın daha düşük olduğunu ifade ediyor. Türkiye’de ise evlenmeyi düşünmeyen yetişkin bireylerin 3’te 1’i eğitim hayatına öncelik veriyor.  Makalede, evlilik için uzun süre beklemenin kadınlar ve erkekler için bazı dezavantajları olabileceği kaydediliyor. Buna örnek olarak ise, orta yaşlara doğru “eski ilişkilerin yüklerinin” arttığı, 20’lerinde evlenenlerin ise bu tarz yüklerden azade olduğu gösteriliyor. Wilcox ve Stone, evlenmeden önce partnerleriyle birlikte yaşayan ABD’li kadınların yüzde 15’inin evliliklerinin boşanma ile neticelendiğini tespit ettiklerini kaydediyor. Stanford Üniversitesi’nin araştırmasında ise, evlenmeden önce müstakbel eşleriyle aynı evi paylaşan kadınların ileride boşanma kararı alma riskinin diğer evliliklere göre iki kat daha fazla olduğu vurgulanıyor. ‘AYRILIKTA DA TECRÜBE SAHİBİ OLUYORLAR’ Denver Üniversitesi’nden psikolog Prof. Galena Rhoades araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer veriyor: Genelde, daha fazla tecrübe sahibi olmanın daha iyi olduğunu düşünürüz… Fakat, ilişkiler söz konusu olduğunda bunun tam ters olduğunu gördük. Daha fazla tecrübe sahibi olmanın, ileride daha mutsuz evlilik yürütülmesiyle ilişkili olduğu sonucunu edindik. Rhoades, kendi araştırmalarında da evlenmeden önce birlikte yaşayan çiftlerin işler zora girdiğinde ayrılma konusunda da tecrübeli olduğunu gördüğünü söylüyor. İleri yaşlarda yapılan evliliklerde “ilişki yükleri” yıpratıcı olabiliyor. Fotoğraf: Shutterstock Daha önce partnerleriyle aynı evi paylaşmış kişilerin, eşlerini önceki ilişkileriyle eleştirel yönde karşılaştırma eğiliminde olabileceğini kaydeden Rhoades, “Her ne kadar eşlerinin sorumlu ve güvenilir olduğunu düşünseler de insanların kafalarında eski sevgililerinin daha komik veya romantik olduğu gibi karşılaştırmalar yapmaları ilişkileri yıpratabilir” diyor. ‘EVLİLİK HEYECANINI KAYBEDİYORLAR’ Wilcox ve Stone, 20’li yaşlarında evlenen çiftler üzerinden de teoriler oluşturmuş. Araştırmacılar, bu teorilerini Joey ve Samantha Paris çiftiyle örneklendiriyor. Çift, 24 yaşında evlenmiş. Joey’e bu konudaki fikri sorulduğunda, evlenmeden önce birlikte yaşayan arkadaşlarının, evlendikten sonra tutkularını kaybettiğini gözlemlediğini dile getiriyor. Arkadaşlarının zaten halihazırda evli gibi yaşadığını aktaran Joey şöyle konuşuyor: “Sevgilisiyle beraber yaşayan bir arkadaşıma düğünden önce ne hissettiğini sorduğumda ‘Dürüst olayım, çok da farklı değil. Evliliğin neden bu kadar heyecan verici olduğunu anlamıyorum’ demişti.” Wilcox ve Stone, makalelerinde 20’lerinde direkt evlenen kadınlar arasında boşanma oranının neden düşük olduğunu tam olarak saptayamadıklarını da belirtiyor. Makalede şu ifadelere yer veriliyor: “Belki daha az ayrılık tecrübesi, belki daha az eski sevgili mukayesesi, belki de evliliğin gerçekten değişik bir ilişki türü olduğuna dair düşünceler hakimdir. Ya da bu kişiler ciddi anlamda muhafazakar olabilirler, bu kısım henüz net değil.” *Bu haberde yer alan bilgilerin tamamı, The Wall Street Journal’da “Too Risky to Wed in Your 20s? Not if You Avoid Cohabiting First” başlığı ile yayımlanan makaleden derlenmiştir.
Kaynak: Web Özel

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu